konya escortmersin escortantalya escort
aura clubkemer rent A carantalya webtasarım
SON DAKİKA

Uzlaşma sanatı ve ortak akıl

Bu haber 20 Kasım 2018 - 22:14 'de eklendi ve 76 views kez görüntülendi.

Türkler tarih boyunca mücadeleci, savaşçı, yönleriyle ün salmışlardır. Çağımız fikir, inanç, görüş, davranış olarak bölünmüşlüğe doğru gitmektedir. Çoğulculuk bu durumun bir çeşit kabulüdür.

Çağımızın en fazla ihtiyaç duyduğu iki konu “uzlaşma” ve “uyum sağlama” yoluyla “ortak akıl”a ve “haklı çıkar”a ulaşmaktır.

Uzlaşma çeşitli isimler altında Batıda bir bilim dalı haline gelmiştir.

Ülkemizde ise bu kavramlar ciddiye alınmamaktadır. Oysa ülkemizde bugün her alanda bölünmüşlük ve zıtlaşma artmaktadır. Kendimiz gibi düşünmeyenleri ya “hain “ ya da “işbirlikçi” olarak değerlendirmek kural haline gelmiştir. Partilerde, derneklerde, sokakta, ailede, toplum içinde kutuplaşmalar giderek şiddetlenmektedir. En ufak farklar abartılmakta, ortak yönler göz ardı edilmektedir.

Üstelik uzlaşmak bizlere zayıflık olarak tanıtılmış, uzlaşmaz tutum övülmüştür.

Uzlaşmanın sonucu “uyumlu olmak” tır. Uyum etkilenmek değildir.”Etki”, fikirde olan uyumlu değişiklik, “uyum” ise davranışta kendini gösteren değişikliktir Uzlaşmayı eksiklik, taviz vermek, boyun eğmek, teslim olmak olarak görmek yanlıştır. Aksine uzlaşmak, eksikleri tamamlamak, yanlışları gidermek, güven içinde olmak, daha güçlü ve etkin olarak hedefe varmak olarak değerlendirilmelidir.

Başarı ayrıştığımız konularla değil, paylaştığımız ortak konular sayesinde sağlanabilir.

Uzlaşma konuşmayı, karşılıklı müzakere etmeyi gerektirir, konuşma da sorunları çözme, birliktelik sonucunu doğurur.

Toplum , küçük veya büyük çevrelerden oluşur. Bu çevrelere grup denir. Her grup tek tek bireylerden oluşur. Her bireyin “kişisel çıkarı”, “kişisel hedefi” ve “kişisel aklı” vardır. Her birey bunlara göre fikir ve davranışlar ortaya koyar. Gerek grubun içinde, gerekse diğer gruplarla ilişkilerde, müzakerelerde, yarışmalarda her bireyin “kişiselliği” ortaya çıkar.

Her bireyin farklılığına rağmen birlikte yaşama, birlikte çalışma, birbirlerine tahammül etme zorunluluğu ahlakın ve demokrasinin gereğidir.

Farklılık kavga sebebi değil birbirimizi tanıyıp iyiye, doğruya, güzele ulaşma vesilesidir.

Yüce Allah kitabında “Biz sizi tanışıp, anlaşasınız diye fırkalar halinde yarattık!” demiştir. Bunun için Kürt diye, Türk diye, Arap diye, Yahudi diye, Ermeni diye her bir etnik grubun birbirini dışlayarak farklılıklarını kavga konusu yapması yaradılış nizamına aykırı yani Allah’a isyandır.

Kişisel çıkara ulaşmak için faaliyet gösteren “kişisel akıl” tek başına hata yapmaya hem kendine hem de içinde bulunduğu gruba zarar vermeye mahkumdur. Kişisel akıl eğer uzlaşma yeteneğinden yoksun ise zıtlaşma, ayrışma sonucunu doğurur. Bu ise son tahlilde kendi kendini tahrip anlamı taşır.

Toplumu ayakta tutan, grubu başarıya götüren “ortak akıl”dır. Ortak akıl, “ortak çıkar”ı temsil eder.

Ortak çıkar ise didişme, zıtlaşmayı değil uzlaşmayı emreder. Çünkü, zıtlaşma, kavga, didişme her iki tarafa da zarar verir, her iki tarafın da kişisel hedeflere ulaşmasını engeller. Oysa uzlaşma her iki tarafın da ortak çıkara, ortak kişisel hedefe ulaşması sonucunu hazırlar.

Bugün toplumun her katmanında “ortak akıl”a , “uzlaşma”ya ve “uyum”a ihtiyacımız vardır.

Ayrışarak sadece birbirimizi tüketiriz. Tıpkı bugün olduğu gibi. Tıpkı bütün hedeflerimizi, değerlerimizi, birikimlerimizi güçlerimizi birleştirmek yerine birbirimizle didişerek, birbirimizi engelleyerek yitirdiğimiz gibi.

Ortak akıl ile hareket ederek, uzlaşarak ve uyum içinde çalışarak haklı çıkarlarımızı koruyup, kişisel ve toplumsal hedeflerimize ulaşabiliriz.

Mehmet Birol Şahin
Mehmet Birol Şahinbirolsahin@haberyaziyorum.com