konya escortmersin escortantalya escort
aura clubkemer rent A carantalya webtasarım
SON DAKİKA
bursa escort bayanbursa escort bayanbeylikdüzü escortmeyve siparişiescort bayanistanbul escortmersin escort bayanescort kayseriescort bursaescort kayseribursa escortbursa escortbursa escortbursa escort

10 bin yıl sürecek Çin hakimiyeti mi geliyor?

‘Ekonomik Savaş’ kavramını son dönemde sıkça duyar olduk. Geçtiğimiz günlerde Google tarafından Huawei’e yaptırım kararı alınması yeni bir sürece girildiğinin göstergesi. Daha önce de Wolkswagen ve İphone’a karşılıklı olarak ABD ve AB tarafından cezalar kesilmişti.

Bu haber 25 Mayıs 2019 - 17:02 'de eklendi ve 15 views kez görüntülendi.

Mücerret Özel Dosya

‘Ekonomik Savaş’ kavramını son dönemde sıkça duyar olduk. Geçtiğimiz günlerde Google tarafından Huawei’e yaptırım kararı alınması yeni bir sürece girildiğinin göstergesi. Daha önce de Wolkswagen ve İphone’a karşılıklı olarak ABD ve AB tarafından cezalar kesilmişti.

Peki, özgürlük kavramıyla birlikte anılan teknoloji firmalarının, ülkeleri adına adımlar atması ne anlama geliyor?

Uluslararası hukuk meseleye nasıl bakıyor?

Türkiye, böyle bir ortamda ne yapabilir?

Sizin için sorduk.

HUAWEI, “10 BİN YIL SÜRECEK ÇİN HAKİMİYETİ” DEMEK

Google ve Huawei arasındaki kriz sadece ekonomik mi?

Dr. Şeref Oğuz (Sabah Gazetesi Yazarı)

Bu bir güç değişim savaşı. Atlantik etrafında konuşlanmış Batı, bundan çeyrek yüzyıl öncesine dek dünya gelirinin üçte ikisini elinde tutuyordu. Bugün ise bu gelirin ancak yarısına sahip ve geri kalanı ise Pasifik havzası ekonomilerin elinde. Çin’in başı çektiği Pasifik, çeyrek yüzyıl içinde dünya gelirinin üçte ikisini ele geçirmiş olacak.

Google, Batı ekonomilerinin lideri ABD’nin sembol şirketlerinden biri. Huawei ise Çin’in dünya ölçeğindeki koçbaşı sembol şirketi. 5G dünyasının hakimi, teknolojinin geldiği en ileri uç ve anlamı her ne kadar “açan çiçek” olsa da gerçekte Huawei’in taşıdığı mana; “10 bin yıl sürecek Çin hakimiyeti”

ABD, Huawei’in varisini Kanada’da tutuklatarak, dünya literatürüne “ekonomik rehine” kavramını getirdi. Google ile Huawei arasındaki kriz, en son ekonomiyle iligili. O da ABD-Çin arasındaki tırmanan ticaret savaşının ileri teknoloji boyutuna sıçradığının işaretidir.

Huawei, ABD’den “çaldığı” teknolojiler ile bugün ABD’ye meydan okuyor. Ancak gelinen noktada artık Huawei, teknolojisi “çalınacak kadar ileri” durumda. Neticede; ABD-Çin arasındaki güç çatışması, ticaretten, ekonomiden ve ileri teknolojiden tırmanışını sürdürüyor.

ABD, PANİKLE ETRAFINA SALDIRIYOR

Erem Şentürk (Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni)

Dünyanın karanlık yüzünde meydana gelen her şey parayla, güçle, hırsla, sömürmeyle tekel olmayla, ele geçirip kullanmayla ilgililidir. Dolayısıyla Google ile Huawei arasında yaşananlarda geleneksel finansı tehdit eden Blockchain, 5G ile kökten değişecek sistemler derken bütün bunların hepsinde kontrolü kaybeden ve panikle konservatif saldırganlıklar sergileyen bir ABD var. Sözüm ona hükümetlerden bağımsız, siyaset üstü dünya şirketi olduğunu iddia eden Google ise Trump’ın bu saldırgan emirlerine itaat etti. Bu bir sorunlar bütünü; ekosistem tekelleri söz konusu, eski nesil geleneksel Yahudi sermayesi ile yeni nesil küreselci Yahudi sermayesinin kendi aralarında tutuştukları savaş, Çin’in arz ettiği tehditler ve fırsatlar, Londra’nın Washington ile Pekin arasında oynadığı iki oyun derken hepsi birleşince ortaya bu sonuç çıktı. Sene sonuna doğru işler daha da kızışacak ve bugün üzerinde konuştuğumuz bu vaka sıradan bir ayrıntılı haline gelecek.

Prof. Dr. Hasan Köni (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi)

E-ticaretin bütün boyutlarını Amerika elinde tutuyor. Amazon, Google, Facebook vb. birine karşı bir olay yapacağı zaman bunlar Amerika’nın emrini dinliyorlar. Yoksa Google’ın, Huawei’in daha fazla satmasıyla bir alakası yok.

İletişim ve teknoloji devlerinin ülkelere yasak getirmesi uluslararası hukuka uygun mu?

Dr. Şeref Oğuz (Sabah Gazetesi Yazarı)

Uluslararası hukuk, muktedirlerin kurallar manzumesidir. ABD’nin kendi ülkesinde dahi “küresel haydut” ilan edildiği günümüzde, ABD’nin çıkarına muhalif her hareket, uluslararası hukuka aykırı olacaktır. Bu arada Çin’in dünyayı baskılayacağı yakın gelecekte, uluslararası hukuk da değişecektir.

GOOGLE KÜRESEL BİR TEKELDİR

Erem Şentürk (Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni)

Elbette uygun. Uluslararası hukuk; sermaye güvenliği ve rakibe baskı için vardır. İşin içinde o para yoksa, alacak verecek güvenliği yoksa, sermayeyi korumak yoksa uluslararası hukuk yoktur zaten. Google News uluslararası hukuka uygun mu? Kendi istediğini kabul ediyor, istediği gibi sıralıyor, istediği gibi reklam dağıtıyor, desteklediği ideolojinin haberini gösterime alıyor desteklemediği ideolojinin haberlerini bypass ediyor. Google haber ve reklamın tekeli ve işte tam olarak uluslararası hukuktur.

ABD, KENDİ KURDURDUĞU ÖRGÜTÜN KURALLARINA DA UYMUYOR

Prof. Dr. Hasan Köni (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi)

Bazı ahlak kuralları var. Bazı insanlığı ilgilendiren kurallar var. Bunun dışında kendi ülkesinin rekabeti için karşı tarafa baskı uygulamak, Amerika’nın koyduğu Uluslararası Ticaret Örgütü’nün kurallarına aykırı. 1945’te Uluslararası Ticaret Örgütü’nü yarattılar. Onun kurallarına göre uluslararası ticaret dönüyor. Bu kurallara da karşı… Onu da dinlemiyor.

Daha önce de Volkswagen ve Iphone’a karşılıklı cezalar kesilmişti. Bu durum nereye varır?

Dr. Şeref Oğuz (Sabah Gazetesi Yazarı)

Karşılıklı cezalar, güç gösterisinden başka bir şey değil. Misilleme imkanı olduğu sürece, bu cezalar iç siyaseti besleyen adımlar olacaktır. Bu gerilimin varacağı nokta, Güney Çin Denizi’nden başlayacak olan sıcak çatışmaya varacaktır. Google ve Huawei, bu tarihi kapışmanın sembollerinden ikisi yalnızca.

Erem Şentürk (Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni)

Aslında aynı savaşın farklı cepheleri. ABD tahakkümünü koruyabilmek için dünyaya sataşıyor. 2015 yılının başında Merkel ‘’kendi yerli denetim şirketlerimizi kuracağız” dedi. Bu da ABD’nin tahakkümüne karşı bir başkaldırı olarak yorumlandı. Big Four tarafından denetlenen Volkswagen Grubu’nun “emisyon ölçüm” hilesi yaptığı çıktı ortaya. Sonra VW Grubu’na önce 14.7 milyar dolar ceza kesildi. Buna karşılık Apple’a milyar dolarlık cezalar kesildi Avrupa’da. Bundan sonra ABD, Deustch Bank’a 12 milyar dolar ceza kesti. Buna cevap olarak AB’de önce Facebook’a ardından Google’a ceza kesildi. ABD hiç çekinmeden benzer bir savaşa Çin ve Hindistan’la girebilir. Çünkü kaybedecek bir şeyi yok. Savaşsa da savaşmasa da dolar tahakkümünü ayakta tutan istinat duvarı artık çatladı.

MİLLETLER ÇATIŞMASI ORTAMINA GİRİLEBİLİR

Prof. Dr. Hasan Köni (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi)

Uluslararası ekonomiyi kendi çıkarı yönünde müttefik veya düşman gözetmeden Amerika yönlendiriyor. Bu, 1936-37’lerdeki Avrupa’ya benziyor. Almanya, İtalya aç kalmıştı. Bu 5-10 sene daha gider. Bu yapılanma daha çok sürerse milletler çatışma ortamına girmeye başlar.

TÜRKİYE NE YAPABİLİR?

Türkiye böyle bir durumda kalırsa ne olur? Teknoloji ve iletişim devlerine karşı kullanabileceğimiz bir kozumuz var mı? Ya da böyle bir duruma hazırlıklı mıyız?

Dr. Şeref Oğuz (Sabah Gazetesi Yazarı)

Türkiye bu durumda kalmaz. Zira bizler teknoloji üretmiyoruz. Bu gidişle üreteceğimiz de yok. Üretenlerimizi ise teker teker cezalandırma tutumumuz, en büyük toplumsal zaafımızdır.

Teknoloji ve İletişim devlerine karşı kullanabileceğimiz koza gelince; İcat çıkarmalıyız. Başımız belada zira. Herkesin başı belada aslında ama bizim gibi kritik coğrafyadakilerin riski, çok daha fazla.

Eğer elinizdekiler, günlük ihtiyaçları karşılamaya yetmiyorsa ya da mevcut alışkanlıklarınız kullanışsız hale gelmişse, icat çıkarma zamanınız gelmiş demektir. Buna ister Ar-Ge deyin, ister inovasyon, netice değişmez; ihtiyaçlarınız size icat çıkarmanız gerektiğini haykırmaya başlar.

İCAT ÇIKARMAMIZ GEREKİYOR

Ataların sözüdür; “durduk yerde icat çıkarma.” Biz bunu yalnızca “icat çıkarma” diye kısaltmış, inovasyon eksiğimize “kültürel mazeret” yapmışız. Oysa bu çetin coğrafyada başı her sıkıştığında, “ihtiyaç duyduğunda” icat çıkara gelmiş, problemlere çözüm üreterek var olabilmişiz.

Bana göre sorun; icada ihtiyaç duyma noktasındaki idrak gecikmesidir. Nitekim yıllardır yazar dururum; bizde kaynak değil idrak sorunu var diye.

2009’da Küresel Kriz Avrupa’yı vurunca ihracatçı, eksen kaydırmayı icat etti ve dünyanın sadece Batı’dan ibaret olmadığını keşfetti. Yetmedi, katma değer olmayınca ihracatın hamalı olduğunu fark etti, inovasyon ihtiyacını keşfetti.

Yıllardır AR-GE’ye milyarlarca dolar para akıtan bizlerin, arzulanan başarıya neden ulaşamadığımızı sorguluyorum. Yasa sorunu vardı, çözdük, kaynak sorunu vardı, hallettik, teşvik sorunu vardı ziyadesiyle verdik.

Peki, neden araştırdığımız kadar geliştiremiyoruz? Kaçımız bu açmazın farkında bilmiyorum ancak emin olduğum şudur ki idrak gecikmesi var bizde.

Farklı olandan korku, bize benzemeyenden nefret, rakiple düello yerine pusu, akıl yerine kurnazlık, sabır yerine telaş, merak yerine biat, bilgi yerine kanaat ve özgün yerine taklit…

İnovasyon, “eski köye yeni adet” getirmek ise, köyün; kendi eskimiş seçenekleri dışında, “yeni” alternatifleri üretmeye izin vermesi gerekmez mi? Eğer idrak gecikmesi sorununu aşarsak, ihtiyaçları daha erken fark edecek, bunun doğal neticesinde gereken icatları çıkarabileceğiz.

Bu yüzden ben her kurumun, kamu ve özel sektörün, kendi içine yönelik devrimci adımla gözlem yapması gerektiğini savunuyorum. Değer üretmeyen süreçleri tespit, yeni ihtiyaçları tanımlamak ve küresel akımları gözleyerek geleceğe dair sorunlar envanteri oluşturmalı.

Bunu bir kez idrak edince; pekâlâ icat çıkarır, dünya prömiyerindeki hiçbir yarıştan geri kalmayız.

Erem Şentürk (Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni)

Türkiye şimdilik bu durumda kalmaz çünkü biz teknoloji üreticisi bir ülke değiliz. Kalifiye müşteri bir ülkeyiz. Şimdilik tek derdimiz, Londra-Pekin, Moskova-Pekin, Washington-Tel Aviv kilikleri arasında seçim yapmak olur. Patriot mu S400 mü gibi bir derdin ortasında buluruz kendimizi; F35 mi SU57 mi yoksa Çin J20 mi diye tartışabilir bu konuda da. İşletim sisteminde tartışanlara tüketici alışkanlıkları ve ekosistemler de gidiyor elbette. IHA, SİHA’larda olduğu gibi, MPT serisi tüfekler ya da ATAK Helikopter alanlarında olduğu gibi bu konuda da üretici rakip pozisyonunda olsaydık tartışma başka bir düzeyde devam ederdi.

Prof. Dr. Hasan Köni (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi)

İnşallah bize karşı yapmazlar. Elimizde hiçbir şey yok.

www.mucerret.com dan alıntıdır.