konya escortmersin escortantalya escort
aura clubkemer rent A carantalya webtasarım
SON DAKİKA
bursa escort bayanbursa escort bayanbeylikdüzü escortmeyve siparişiescort bayanistanbul escortmersin escort bayanescort kayseriescort bursaescort kayseribursa escortbursa escortbursa escortbursa escort

CHP’nin köprüyü geçme stratejisi: Radikal Sevgi-1

Bu haber 01 Mayıs 2019 - 20:50 'de eklendi ve 17 views kez görüntülendi.

Ak Parti için uzun yıllardır kamuoyu araştırması yapan GENAR Başkanı İhsan Aktaş, SETA’nın çıkardığı Kriter dergisine verdiği röportajda CHP’nin 31 Mart kampanyasıyla ilgili de dikkate değer sözler sarf ediyor.

Şu ifadeleri alıntılayalım:

“Reklamlara bakın; yeşillik, çiçek, böcek, hiç tehdit kokmayan bir üslup. Alt dalgada tehdit kokan bir sosyal medya çalışması vardı ama onu da çok dikkatli yaptılar. Kendi tabanlarını motive edecek, Ak Parti’nin gidişatını tehdit edecek bir sosyal medya çalışmasıysa isimsiz olarak yürüdü.”

Bir tarafta sosyal medya mecralarında daha belirgin şekilde görülebilen nefret ve alaycılık dozajını ayarla(ya)mayan bir Canan Kaftancıoğlu dili;

Öbür tarafta Yasin okuyan, Cuma’ya giden, tartışan değil, kendisini tartıştıran, biraz abartalım, bir yanağına tokat atıldığında öbür yanağını gösterecekmiş gibi davranan bir Ekrem İmamoğlu profili.

Taban tabana zıt iki davranış biçimini CHP potasında birleştirmek, rast gele değil, bilinçli bir stratejinin olsa gerek.

31 Mart sonuçlarının verdiği ‘Manşetlerden’ bir tanesinin CHP’ye dönük 6 ok fobisinin (sınırlı bir çevre için söz konusu olsa da) kırılması olduğunu düşünüyorum.

Fikrine itimat ettiğim çevrelere kulak verdiğimde genellikle bu durumun İstanbul, Ankara, Antalya vb. büyükşehirlerde sağdan gelen ya da sağa yakın adaylarla ilgili olduğu görüşünü dillendiriyorlar.

Mesele bundan ibaretse, 31 Mart sonuçlarını tartışır, burada elde edilen sonuçları değerlendirir geçeriz.

Ama bundan sonrası için de devamı gelecek bir stratejiden söz ediyorsak, o zaman CHP’nin bu yeni yol haritası üzerinde daha fazla kafa patlatma ihtiyacı ortaya çıkıyor demektir.

KAMPANYANIN ANA FİKRİ: ‘RADİKAL SEVGİ’ KİTABI

Reklamcı İlyas Başsoy’un hazırladığı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un önsözünü kaleme aldığı ‘Radikal Sevgi’ kitabı, seçimlerden birkaç ay önce elime geçmiş ama yeterli bir inceleme yapamamıştım.

İhsan Aktaş’ın röportajında da atıf yaptığını fark edince, bu kitabın CHP’nin yeni stratejisinin ana omurgasını oluşturduğunu fark ettim.

Devamında Ak Parti’nin seçim strateji ekibinde de yer alan deneyimli bir Genel Başkan Yardımcısı’na konuyu açtığımda, telefonunda kayıtlı olan kitabın fotoğrafını göstererek mukabelede bulundu.

Belli ki, CHP’nin yeni stratejisi ve bu stratejiye temel teşkil eden kitap, Ak Parti çevrelerince de yakın takibe alınmış.

Sözünü ettiğim Ak Partili yetkili, “Bunun bir strateji değil, taktik olduğunu” dile getiriyor ki, benim şu anki görüşüm de bununla örtüşüyor.

Kalıcı bir dönüşümden ziyade, bir nevi köprüyü geçene kadar sürümde kalması hesaplanan bir taktiğe benziyor bu yeni durum.

‘Alnında CHP’li yazan’ aktörlerin, hatta Kılıçdaroğlu’nun kendisinin seçim dönemlerinde geri planda durması/durdurulması, hedef seçmen kitlesinin sandık başına gidene kadar ‘Altıok’ çağrışımı yapan eylem ve söylemlere muhatap edilmemesi, İstanbul’da, Ankara’da “EyvahCHP geliyor” korkusunu tetikleyebilecek güçlü mitinglerin yapılmaması…

Benim daha önce biraz da abartarak dillendirdiğim ‘Kampanyasızkampanya’ taktiği kısmen amacına ulaşmış görünüyor.

HEDEF KİTLE: SİYASETSİZ SEÇMEN

CHP’nin yeni yol haritasının referans kitabı diye söz ettiğimiz Radikal Sevgi kitabında CHP’ye dönük özlü eleştiri/özeleştirilerin yapıldığını göremiyoruz ki, bu bile başlı başına bir ‘Köprüyügeçene kadar’ stratejisinin uygulandığını gösteriyor.

Bir tek CHP’nin yaygın tabanını oluşturan Beyaz Türk refleksi olarak bildiğimiz “Dağdaki çobanla, profesörün oyu bir olur mu” kibrine karşılık “Ne mutlu ki, öyle” çıkışının yapıldığını söyleyebilirim.

Esas hedef kitlenin ise, seçimden seçime parti aidiyetiyle hareket etmeyen, oy tercihini değiştirebilen kesimler olduğu anlaşılıyor.

Kitapta “Siyasetsiz seçmen kimdir?” diye bir soru ortaya atılıyor ve bu kesim, “Siyasi ayrımlara göre değil, hizmete göre oy veren seçmen. Yani aslında bir siyasi kararı var ama bu kararı partilerin yaptığı düz siyasi söylemlere bakarak almıyor” diye tanımlanıyor.

Peki CHP, bu yeni yöneliminde ‘Sahici’ mi?

Toplumun değerleriyle bütünleşme vakti geldi de geçiyor noktasına eriştiği için mi bu açılımları yapıyor?

Yoksa, asıl kimliğe dönüş vakti olarak görülen ‘Genel iktidarı’ ele geçirene kadar kullanılan bir ‘Köprüyü geçme’ taktiği/stratejisi ile mi karşı karşıyayız?

Meramımızın tamamını anlatmak için bir yazıya daha ihtiyaç var.

Konu ilginizi çektiyse eğer, iki yazıyı birden göz önünde bulundurarak bir kanaat oluşturmanızı isterim.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

Mehmet Acet
Mehmet Acetmehmetacet@haberyaziyorum.com